| Haberler | | Şu an bu bloğun içeriği yok. |
|
| |
|
| Bilgisayarına indir! | GÖRÜNENİN ÖTESİ
 Samanyou Galaksisinden tek bir atoma kadar yapılan resimlerle animasyon yolculuğudur. Adım adım galaksiler ve yıldızların arasından Güneş Sistemine, oradan Dünya'da bir ağaca ve ağacın hücrelerinden tek bir atomuna kadar olan gerçekte uzun ama program içinde kısa bir yolculuktur... |
|
| Ayet | |
|
|
| alimen kurd |  |
|
 | | | 1 Eylül'ün Şafağında Savaş ve Barış | | Barış denilince akla ilk gelen beyaz güvercin ve zeytin dalı olur. Bu simgeselliğin kökeni Nuh Tufanı'na dayanır. Mitolojik düzlemde ilk savaş ve barışın tanrı (doğa) ile insan arasında yapıldığı rivayet edilir. Tanrı (doğa) ile insan arasındaki savaş ve barış hali en çarpıcı biçimiyle Nuh Tufanı'nda ifadesini bulur.
Şöyle ki, tanrı Nuh Peygamberi insanların kendisine itaat etmesini sağlamak için görevlendirir. Nuh, insanları doğru yola, tanrının yoluna davet eder. Bunun için olağanüstü bir çaba sarf eder. Ancak ne var ki, insanlar tanrının buyruklarına uymayı ve ona itaat etmeyi kabul etmezler. İnsanların kendisine itaat etmediğini gören tanrı çok öfkelenir ve bu davranışlarından dolayı onları cezalandırmak ister. İnsanları büyük bir tufanla cezalandırmayı planlayan tanrı, Nuh'u bu durumdan haberdar eder. Nuh son bir kez daha insanlara seslenerek tanrının emirlerine, yasalarına göre hareket etmelerini, aksi takdirde tanrının gazabına uğrayacaklarını salık verir. Fakat insanlar Nuh'un bu sözlerini de umursamazlar.
| | Devamı... |
|
| MAHSER GÜNÜ GENEL AF (Bir hadis..) | | | Okuyucu bildirdi: " Huccetu’l-Islam Imam Gazali, Ihyau’Ulumi’d-Din isimli eserinin 4. cildinde 991. sayfasinda (Onuncu Kitab , Kitabu Zikri’l- Mevt ve ma Ba’dehu bolumunden 48inci Beyan ) ; Enes (R.A.) ’den rivayet edilmis ve Ebu’l-Esed el- Kusayri ’nin Subaiyatinda bulunan bir hadis-i serife yer verir:
Resul-i Ekrem : “Kiyamet gunu Ars’in altindan bir munadi, “Ey Muhammed’in ummeti , sizde olan hakkimi size bagisladim. Kaldi sizin birbirinize olan haklariniz. Onlari da karsilikli olarak bagislayin ve rahmetimle Cennet’e girin” der.” "
| | Devamı... |
|
| İnsanlık dini: İSLAM | | Özgürlük ve adalet çağrısının, sömürüyü meşrulaştırma dinine dönüştürülmesi:
Din, bu sayede egemenlerin sistemini ayakta tutacak, destekleyecek, bir argümana dönüştürülmüş, süreç içerisinde halkın vicdanına, geleneklerine, değer yargılarına hükmeder hale getirilerek toplumsal felce sebep olmuştur.
Yeryüzündeki adaletsizlik ve zulümlerin ortadan kaldırılma mücadelesinin, eşitliği, özgürlükleri yayma ve tüm insanlığın kurtuluşu için mazlumların feryat çığlığı olan Muhammedi mesaj, tarihte ortaya konan kısmi devrimci mücadelelerden sonra, süreç içerisinde, insanlığın kurtuluşu davasından uzaklaştırılarak, asıl hedefinin zıddı istikametinde konuşlandırılmış ve bu haliyle algılanmasına sebep olmuştur. Bu yozlaşmanın mimarları da maalesef sözde İslam devletlerinin Müslüman olduğunu iddia eden halife, sultan ve padişahları olmuştur.
| | Devamı... |
|
| Malpereke nû ya bi kurdî | | Ji weşanxaneya Nûbiharê malpereke nû jibo danasîna pirtûka "Ez Kurdî Hîn Dibim – Pratik Kürtçe Dersleri" vebû. Di malperê de perçeyek ji unîteyekê ji pirtûkê hatîye girtin. Têkildarên pirtûkê dikarin bi vê rêyê bibin xwedîyê fikrekê. Weku hezkirên zimanê kurdî dizanin, berî sê hefteyan kitêba bi navê "Ez Kurdî Hîn Dibim–Pratik Kürtçe Dersleri" derketibû. Kitêb jibo hînbûna kurdî ye. Hemû metnên tê da li ser Cdyekê wek dîyarî ye. Hêjayî gotinê ye ku ev cara ewil e weşanxaneyeke kurdî tenê jibo danasîna pirtûkekê malperekê ava dike. Ji bo zêde agahî: www.kurdihindibim.com
| | Devamı... |
|
| Nûbihar’dan Kürt klasikleri dizisi | | Nûbihar yayınları, yeni bir tasarım ve yeni bir çalışmayla Kürt klasiklerini yayınlıyor. Bilindiği gibi Nûbihar 1992 yılından bu yana hem dergi hemde yayınevi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Şu ana kadar sadece Kürtçe yayın yapan 111 sayı dergi ve 65'e yakın Kürtçe kitap yayınlandı
Nûbihar dergisinin içeriği ağırlıklı olarak Kürt edebiyatı, kültürü, sanatı ve dili üzerine yapılan çalışmalardan oluşuyor. Yayınladığı kitaplar da genel olarak bu minval üzerine yazılmış kitaplar. Melayê Cizîrî, Feqiyê Teyran, Baba Tahirê Uryan, Ehmedê Xanî gibi bir çok Kürt şairin çalışmalarının yanısıra dini kitapları da yayınlıyor. Çil Hedîs, Pêxemberê Ummetê, Nimêj Dikim, Rîsale-i Nur Tercümeleri, Riyazüs Salihin tercümesi ve yayınladığı Kürtçe meallerle, Kürtlerin dinlerini kendi dilleriyle öğrenebilmesi için zengin bir kaynak sunuyor.
| | Devamı... |
|
| Bir Genç Seyyahın Kürdistan Gezisi Notları | | Burası neresi diye sorarsanız cevap vermek pek kolay olmaz. İsmi belli belirsiz, haritada sınırları çizilmemiş bir yer. Bir kısmı Filistin'i, bir kısmı Çeçenistan'ı, ara ara atmışların Vietnam'ını anımsatsa da burası Kürdistan; Türkiye Kürdistan'ı. Gazete köşelerinde ya da internet sayfalarına sığmayacak kadar ağır ve anlamlı bir coğrafya. Tarih cetvelinin mukaddimesi. Hiç denizleri olmayan ama bütün denizleri görecek kadar yüksek dağları olan bir ülke. Fırat ve Dicle'nin doğup büyüdüğü topraklar. İnsanoğlunun varlık sahasına çıktığından beri birilerine yurt olmuş buralar. Burada yaşayan milletlerin çok oluşundan mıdır, asî oluşundan mıdır bilinmez ama Allah'ın en çok Peygamberlerini gönderdiği coğrafya. İlk durağımız Hasankeyf...
| | Devamı... |
|
| Asırlara direnen iç anadolu Kürtleri | | Bir toplumu yaşadığı topraklardan, dilinden, kültüründen, yaşam tarzından, sosyal ilişkilerinden koparmak kendisi olmasından uzaklaştırmaktır. İç Anadolu Kürtleri de üç asır önce böylesi bir tehcire tabi tutulmuşlar. Tehcir sırasında hastalıklar, ölümler, yoksulluk, açlık ve birbirini kaybetmeyle geçen bir yaşam mücadelesi. Sonunda kim bilir kaç yıl sonra yerleşik hayata geçmek için kimsenin ulaşamayacağı ama kendilerini güvende hissettikleri yerlere yerleşen Kürtler, kendilerine dayatılan vahşetten kurtulmayı başarmış. Yaşama tutunmak için doğanın tüm acımasızlığı ve halkından kopmanın acısıyla mücadele eden Kürtlerin öyküsü, bu günlere kadar gelen asil bir halkın öyküsüdür. İç Anadolu Kürtleri'nin vermiş olduğu mücadele.
| | Devamı... |
|
| Kirmanca (Zazaca) mevlitler | | Arapça bir kelime olan mevlit; doğum, doğma, dünyaya gelme, doğum yeri, doğum günü anlamlarına gelir. Edebiyatta mevlit, Hz. Muhammed'in doğumunu, yaşamını; peygamber sevgisini övgü ile anlatan ve çoğunlukla mesnevi biçiminde yazılmış eserlerdir. Bu eserler başta Hz. Peygamber'in doğum günü olmak üzere kandil, kadir gecesi, sünnet düğünü, düğün, ölüm vb. dolayısıyla düzenlenen törenlerde okunur.
| | Devamı... |
|
| İslam'ın özü ve iktidar | | Savaşlar insanda tarihin çok basit olduğu izlenimini yaratır. Kırılma noktaları, yön değişiklikleri belliymiş gibi görünür; önceyi ve sonrayı, kazananı ve kaybedeni bildiğinizi sanırsınız doğruyu ve yanlışı. Gerçek tarih, geçmiş böyle değildir. Düz bir çizgi üzerinde ilerlemez. Başı sonu yoktur, sıvı gibi kaygandır, sonsuz ve saptanamazdır. Üstelik değişkendir, tam bir düzen gördüğümüz zannettiğimiz anda, alternatif bir versiyonu ortaya çıkar.
| | Devamı... |
|
| Ramazan-ı Şerife Dairdir | | Ramazan ayı; insanlar için hidayet olan Allah’ın doğru yolunu ve hak ile bâtılı ayıran apaçık delilleri içeren Kur’an’ın indirildiği aydır. (Bakara Suresi: 185)
BİRİNCİ NÜKTE Ramazan-ı şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeair-i İslamiyenin âzamlarındandır. İşte, Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri; hem Cenab-ı Hakkın rububiyetine,hem insanın hayat-ı içtimaiyesine, hem hayat-ı şahsiyesine, hem nefsin terbiyesine, hem niam-ı ilâhiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.
Cenab-ı Hakkın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Cenab-ı Hak, zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde halkettiği ve bütün enva-i nimeti o sofrada (Umulmadık, beklenmedik..(Talak Suresi: 3)) bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemal-i rububiyetini ve rahmaniyet ve rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor. İnsanlar, gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde, o vaziyetin ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazen unutuyor. Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman, birden muntazam bir ordu hükmüne geçer. Sultan-ı Ezelînin ziyafetine davet edilmiş bir surette, akşama yakın "Buyurunuz" emrini bekliyorlar gibi bir tavr-ı ubudiyetkârane göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli rahmaniyete karşı vüs’atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar. Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar.
| | Devamı... |
|
| Selahaddin Eyyubi | | Bir tarih yolculuğuna ne dersiniz? Aslında bir bakıma denebilir ki tarih için yolculuğa çıkmaya da gerek yok. Zira gerçekte tarih, günümüzde saklı. Günümüz de, gelecek tarihin kucağında…. Öyle ise tarihe yolculuktan ziyade, tarihi yaşamaktan, tarihe tanıklık etmekten ve tarihi konuşturmaktan söz etmek, daha yerinde bir ifade olur. Bu ise insani özümüz, özelliğimiz ve özgünlüğümüz olan geçmişi, geleceği ve şu anı, beraber yaşamak ve duyumsamak duyarlılığını göstermekle olur kanaatimce.
Öyle ise gelin, siz sevgili dost ve hemşerilerle, güzel bir yolculuk ile, bir tarihe- hem de muhteşem bir tarihe- ettiğim tanıklığı paylaşalım. Anı, anıyı yazarak kalıcı kılmak, okumak ve paylaşmak, o ana tanıklık etmektir çünkü.
| | Devamı... |
|
| Hangi tesadüf bu işlere karışabilir? | | Bir Risale-i Nur dersi...
Bismillahirrahmanirrahim
“Güneş de onlar içinde bir delildir ki, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider. Bu, kudreti her şeye galip ve ilmi herşeyi kuşatan Allah'ın taktiridir.” (Yasin Sûresi: 38.) Şu kâinatın lâmbası olan güneş, kâinat Sâniinin vücuduna ve vahdâniyetine güneş gibi parlak ve nurânî bir penceredir. Evet, Manzume-i Şemsiye denilen küremizle beraber on iki seyyâre, cirmleri küçüklük büyüklük itibâriyle pekçok muhtelif ve mevkîleri uzaklık-yakınlık noktasında pekçok mütefâvit ve sürat-i hareketleri çok mütenevvi' olduğu halde, kemâl-i intizam ve hikmet ile ve kemâl-i mîzan ile ve bir sâniye kadar şaşırmayarak, hareketleri ve deveranları ve güneşle câzibe kanunu tâbir edilen bir kanun-u İlâhî ile bağlanmaları, yani onlar imamlarına iktidâları, büyük bir mikyasta, bir azamet-i kudret-i İlâhiyeyi ve vahdâniyet-i Rabbâniyeyi gösterir.
| | Devamı... |
|
| Ümmi Bir Peygamber | | Ümmi kelime manası olarak anneciğim demektir.Terim olarak okuma yazma bilmeyen kişi manasına gelir.Halk arasında da ümmi denilence okuması yazması olmayan hatta biraz da cahil manalarında kullanılır. Kur’an-ı Kerim’de 7/157,158 de Hz.Peygamber (A.S.M) içinde ümmi peygamber olarak nitelendirir.Oysa Hz.Muhammed (A.S.M) Okumaya yazmaya çok önem vermiş hatta bütün tarihçilerin ve sahabelerin şahitliği ile bedir harbinde alınan esirleri on kişiye okuma yazma öğretmesi şartıyla serbest bırakmış hürriyetlerine kavuşturmuştur. Hayat boyu köle olarak çalıştırmak veya büyük bir para karşılığında iade etmek gibi çeşitli alternatifler varken Hz.Peygamber(A.S.M) on kişiye okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakmış ve dediği gibide uygulamıştır.
| | Devamı... |
|
| “İslami Çözüm” Konsepti Ne Kadar Tutarlıdır | | Tercüme ettiğim bir filmde, sosyal çarpıklıkların fotoğrafını çekmeye çalışan, toplumsal yarayı objektifinden kâğıda yansıtan bir fotoğrafçıya mikrofon uzatılıyordu. Şaşkın bir şekilde etrafındaki kalabalığa baktı, onlardan yardım gelmeyince: “Vallah bizim gibiler konuşmayı bilmez, sadece gördüğünü resmeder!” diyerek, güzel bir gerçeğe işaret etmişti. Gerçekten bizim gibi insanlar, olayı, yarayı görür, hisseder, ancak anlatmaya gelince sıkıntı çeker. Böyle güzel ve anlamlı bir ortamda konuşmaktan kıvanç duyduğumu vurgulayarak başlamak isterim. İnsanlık vicdan ve onurunu zedeleyen bir süreçten geçiyoruz. Türkiye’de, Kürt sorunu uzun senelerden beri çözülmeyen veya çözülmek istenmeyen en temel sorundur. Sorunun çözülmesine yönelik iyi niyet sergilenmediği gibi, çatışmaların boyutları ve şiddeti de artıyor. Çatışmalar şiddetlendikçe, bizim onurumuz zedeleniyor, canımız acıyor. Her defasında ertelenen, yozlaştırılan veya asli hedefinden saptırılan Kürt gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ancak sorunun kaynağı olan rejim, “devlet geleneğini” binlerce gencin ölmesi pahasına sürdürmede inat ediyor.
| | Devamı... |
|
| Saideyn Unutulmak İsteniyor | | Muhammed Sıddık Şeyhanzade(-Serkelam-,Dava Dergisi,1996, sayı 74)
Hayır ve Şerrin, iyilik ve kötülüğün, güzellik ve çirkinliğin, aydınlık ve karanlığın çarpıştığı ve hamurunun beraber yoğrulduğu şu imtihan teknesinde galibiyet ve mağlubiyetlerin hak ve batılın, kuvvet ve gücü nispetin de sonuçlandığını esefle ve ibretle seyrelmekteyiz. Galib gelenler zafere ulaşanlar kahraman olarak ilan ediliyor ve tarihlere şaşalı ve debdebeli olarak meddahlar tarafından geçirilmiş oluyor. Hak ve Kuvvetin çarpıştığı bu imtihan dünyasında kuvvetin zaman zaman hakka galebesi tarihin ibretli sahneleri arasında görmekteyiz. Tarihe bir göz attığımızda büyük imparatorluklar kurmuş, büyük kıtalara hükmedilmiş onlarca, yüzlerce büyük milletlerin gelip geçtiğini, onların yerinde şimdi rüzgârlar esmekte olduğunu tarih kitaplarında sadece isimleri okunmakta o milletlerden bir köy halkı dahi görmek göstermek mümkün olmamaktadır. Onun için Hadisi Şerifte Allah Resulü ferman etmiş “Küfür devam eder fakat zulüm asla” onun içindir ki zülüm üzerine kurulan devletler yıkılmaya dökülmeye dağılmaya mahkûmdurlar.
| | Devamı... |
|
| “Kürt sorununa İslami çözüm” | | | Teorik ve Metodolojik sıkıntılar arasında, Neden “Kürt sorununa İslami çözüm”?! Kürtlerin içinde bulunmuş olduğu durum dolayısıyla İslamî İran örneği, Müslüman Kürtlerin Kemalizm eleştirisini duruma dair gerçeklik açısından manasız kılmakta ve “İslami çözüm” ifadesinin “Kürt sorunu” bağlamında içeriksizliğini belirginleştirmektedir. İslamcı genellemesiyle Türkiye İslami kesiminin Kürtlerin içinde bulunduğu durumu Kemalizm’in inhisarına ve bu sayede Kemalizm’e karşı “İslami çözüm”ün yapacağı bir devrime (şimdilerde –liberal- reforma) indirgemeleri, ya meseleyi hiç anlamadıklarıyla, ya da gerçeklikten uzak düşmeyi soyluluğa yeğlemeleriyle açıklanabilir Bir teorik veya pratik öneri olarak “İslami çözüm”, ne kadar sahicilik iddiasında bulunursa bulunsun, Kürt toplumunun içinde bulunduğu mustazaflık durumunu ifade etmiyorsa (ve hatta durumun devamını sağlıyorsa), ne kadar pratik yaparsa yapsın, o teori veya pratik o toplumla, o toplumun o sorunuyla bağlantı kuramaz ve toplumsal pratikler tarafından doğrulanmaz.
| | Devamı... |
|
| Laiklik ve Siyasal İslam -2- | | Hıristiyanlıkta devlet ve laiklik Hıristiyanlık gerçekte Yahudi düşünce biçimine dayanan bir nitelikte ortaya çıkmıştır. Hz. İsa ve Hz. Musa tanrının değişik dönemlerde yolladığı peygamberler olarak kabul edilmektedir. Buna karşılık Hıristiyanlık Doğu-Batı çatışması içinde, Roma İmparatorluğu'na başkaldıranların dini olarak belirdiği için evrensel niteliği söz konusudur. Bir kavmin değil tüm başkaldıranların ortak dini olarak yansıtılmaktadır. Hıristiyanlığın, evrensel antik düzene tümden karşı, imparatorun gücünü hiçe sayan dinsel yapısının, toplumun tüm katmanlarını etkilemesi doğal bir sonuç olmuştur. Azatlılar (köleler) ve zenginler üzerinde ezici bir güce sahip imparatorun iktidarına karşı, halk Hıristiyanlıkta güvence aramış, değişen koşullar ve yapı içinde toplumsal rollerini yitirenler geçmişin güzel günlerinin Hıristiyanlıkla geri geleceğine inanmışlardır.
| | Devamı... |
|
| “Kürt Sorununa İslami Çözüm” Paradoksu | | Kapalı devre bir mesajın etkisi ve bunun da muhataba ulaşmasının bloke edilmesi, sadece kapalı alanda kalmaya mahkûmdur. Kuşkuların, zihin karışıklıklarının hakim olduğu bir duruşun hak etmediği alanlara el atması, tabanı oyalama taktiğinden başka bir şey değildir. Meselelerin zihinde şekillenme sürecinde önünü göremeyen bir ilerleme çabası, başka alanlara kanalize etmeden ve tartışılarak olgunlaşma zemini oluşturulmadan, toplumsal kırılmaları engelleme gayesinden öteye gitmez. Dolayısıyla da, taraflarca ve olayın travmaları içerisine sancılı bir süreç yaşayanlarca ciddiye alınmaz. Hiçbir bedel ödemeden inisiyatif sahibi olmaya çalışmak ve yapılan bütün insanlık dışı vahşiliklere seyirci kalındığı halde "ben de varım" demenin gerçeklerle bağdaştığı söylenemez. En azından haksızlık yapanın kim olduğu ve bir Müslüman olarak mazlumdan yana olunması gerektiği (üzerinden epey zaman geçmiş olsa da) şimdi deklare edilmiş olması, ortaya konan tavrın sahiciliği açısından daha inandırıcı olur.
| | Devamı... |
|
| Laiklik ve Siyasal İslam -1- | | Laik siyasal sistemin nitelikleri ve tarihi Laiklik Yunanca'da, 'kendilerini tanrıya adamış rahipler (ruhban sınıfı) dışında kalan geniş halk yığınlarını ifade için kullanılan 'laikos' tabirinden gelmiştir. Bu kavram Latince'ye 'laicus' şeklinde geçmiştir. Türkçe'de kullanılan 'laik' kelimesi, Latince 'laicus' kelimesinin Fransızca'ya intikal etmiş biçimi olan 'laique' kelimesinden alınmıştır. 'Kendilerini tanrıya adamış rahipler'i ifade için ise Yunanca'da 'kleros' tabiri kullanılmıştır.
Eski Yunan toplumunda sıradan halk kesimini ifade eden laik kavramı, Hıristiyan Batı dünyasının toplum yapısında kilise örgütünde görevli olmayan halk kesimi için kullanılmıştır. Ortaçağ Avrupası'nda Katolik toplumlar, laiklerden ve ruhban sınıfından oluşuyordu.
| | Devamı... |
|
| Klasik Kürt Edebiyatında İz Bırakanlar -2- | | [Melayê Batê ve Ehmedê Xanî] Melayê Batê (1417-1491)
 Çarlık Rusyası Erzurum Başkonsolosu Alexander Jaba, Petersburg Bilimler Akademisinin talebi üzerine Erzurum ve çevresinde Kürt dili ve edebiyatı üzerine yaptığı araştırmalarda edindiği bilgilerden ve el yazması ürünlerden sonra kaleme aldığı kitabında asıl adı Ahmed olan Melayê Batê’nin 1417 ile 1491 yılları arasında yaşadığını yazar. Melayê Bate’nin Hakkari’ye bağlı Beytüşşebap ilçesinin Batê köyünde dünyaya geldiğini belirten Jaba, Mewluda Kurdî (Mewluda Pêxember, Mewluda Şerîf) eserinin yanı sıra büyük bir divanının olduğunu da söyler.Jaba’dan sonra yazan M. B. Rudenko ise Kürt edebiyatı üzerine yaptığı incelemeleri kaleme aldığı eserinde Melayê Batê’nin Zembilfroş adlı bir manzum eserinin de olduğunu söyler.
| | Devamı... |
|
| Kürtler’in Özgürlük Sorunu Ve İslami Çözüm | | Bir sorunu çözmek için, öncelikle o sorunu anlamak gerekir. Sorunu anlamak içinse, o sorunun ne olduğunu bilmek gerekir. Kürtler’in özgürlük sorununun siyasi, tarihi, ekonomik, kültürel vs. bir çok boyutu vardır. Buradan çıkışla sorunu salt kültürel veya salt siyasi veya salt diğer boyutları üzerinden değerlendirmek yanlıştır/ eksiktir. Kürtler’in özgürlük sorunu bir bütünsellik içinde değerlendirilmek zorundadır. Öncelikle bu bütünselliği yakalamak, anlamak gerekir. Kürtler tarihi olarak; binlerce yıldır kendi toprakları olan Mezopotamya'da yaşayan Ortadoğu'nun en kadim halklarından biridir.
Kürtler kültürel olarak; Kürtçe gibi kendine özgü bir dili olan ve binlerce yıllık tarihi içinde kendine has yaşamıyla, kendine özgü değerler oluşturan ve bugünlere kadar kendini yaşatıp, büyütmesini bilen bir halktır.
| | Devamı... |
|
| Beklenen Eser 'Hizmet Rehberi' Zehra Yayıncılık Kalitesiyle Çıktı! | | Zehra yayıncılıktan bir ilk daha. Hizmet Rehberi Zehra Yayıncılık kalitesiyle okuyucularına sunulmuştur. Kitabın Sunuş’un dan alıntı yaptığımız aşağıdaki metin, sizi kitap hakkında bilgi sahibi yapacaktır:
Risale-i Nur Külliyatının müellifi Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin, Eski Said ve Yeni Said diye isimlendirdiği hayatının her iki dönemine ait eselerden alıntılar yapmak suretiyle Hizmet Rehberi olarak tasnif edilmiş olan bu kıymetli eser, Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine ait temel prensibleri ihtiva etmektedir. Sözkonusu prensibler nazarî olmaktan çok hayatın değişik safhalarında yaşanmış tecrübelerden süzülerek elde edilmiştir. İnsanların sosyal, siyasal, kültürel ve ruhsal durumları ve yaşayışları elbetteki farklıdır.
| | Devamı... |
|
| Bediüzzaman Said-i Norsi’yi çeşitli şekillerde anlamak ve göstermek isteyenler | | A. Bediüzzaman Said-i Norsi’ye Adavet Edenlere Göre Nesebi: Bu grubu oluşturanlardan bir kısmı: rejim/statüko adına B.S. Norsi’ye saldıranlardır. Bunlar Türkçülüğü rejimin esası gördüklerinden; muhalif taraftaki B.S. Norsi’nin Kürdlüğünü devamlı surette; Ör: Tolunay KUTOĞLU, Bozkurt Dergisi, sayı: 34’dan yapılan alıntıda, şunlar denilmektedir: “ Said-i Kürdi'likten Saidi Nursiliğe” de: “ … Said-i Kürdi'nin , Nurculuğun , … izinde olanlara , Türk Milliyetçisi gözüküp de TÜRK kimliğini , din kimliği altında bırakarak gölgeleyenlere, Laik, bağımsız demokratik Türk Cumhuriyeti ve devletine karşı olanlara, … Atatürk ve emanetlerine karşı olanlara , Aklin , çağdaşlığın bilimin ve gerçeklerin yolundan sapanlara İTHAF EDİLİR ...!!!” gibileri [1] serrişte ederek, halkı, bilhassa Türkleri O’ndan uzak tutmaya çalışıyorlardı. Bu durum bazen o reddeye varıyordu ki, mahkemelerde B.S. Norsi’nin Türk Talebelerine bir Kürd’ün arkasından gitmelerinden dolayı; “…bana karşı propaganda ile hücum eden ve mühim mevkileri işgal eden bazı mülhidler, kardeşlerimi aldatmak ve asabiyet-i milliyetlerini tahrik etmek için diyorlar ki: " Siz Türksünüz. Maşaallah, Türklerde her nevi ulema ve ehl-i kemal vardır. Said bir Kürttür. Milliyetinizden olmayan birisiyle teşrik-i mesai etmek hamiyet-i milliyeye münafidir." gibi itablar ediliyordu [2]
| | Devamı... |
|
| Amed'im | |  Mekke'nin, Medine'nin Ve Kudüs'ün kardeşi Ve Mazlumların diyarı Amed'im Özlemlerimin, acılarımın Hayallerimin, rüyalarımın baş şehri! (...)
| | Devamı... |
|
| |
| Îro | | Bu gün için henüz önemli bir haber yok. |
|
| | "Bizim düşmanımız; cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı san'at, marifet, ittifak
silahıyla cihad edeceğiz.'' |
Bediüzzaman Said-î Kurdî
|
|
| Bediüzzaman'ın Büyük Projesi |  |
|
| Nûbihar |  |
|
| CUDİ KİTABEVİ |  (0049)01725204746 |
|
| Têkilî / İletişim | Adres: Avrupa İslami Hizmetler Birliği Lakkegata 17, 0187 Oslo, NorwayTelefon:0047.22173050 ( Cami ) |
|
| Hesap Numaramız | Enheten for islamske tjenester DnB NOR Bank AS, 0021 Oslo, Norway
Konto no: 5081 08 44091 ( Norveç içi ) Konto no: ( IBAN ): NO24 5081 0844 091 , BIC-adress: DNBANOKK ( Uluslararası ödemeler için ) |
|
| Facebook Grubumuz | |
|
|