Müslüman Kürdlerin Sesi
01.01.2006
Ne dindarlık adı altında milliyetsizlik, ne de milliyetperverlik adı altında dinsizlik
21.11.2014
Kurdî | Türkçe
Baş sayfa | Ana sayfan yap | Yazı gönder | İletişim | Arşiv | Üye girişi

İçerik

Haberler

Günün Sözü
Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harblerde, bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan men’edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni men’etmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.. (...) Bediüzzaman Saidi Kurdi

Bilgisayarına indir!
GÖRÜNENİN ÖTESİ

Samanyou Galaksisinden tek bir atoma kadar yapılan resimlerle animasyon yolculuğudur. Adım adım galaksiler ve yıldızların arasından Güneş Sistemine, oradan Dünya'da bir ağaca ve ağacın hücrelerinden tek bir atomuna kadar olan gerçekte uzun ama program içinde kısa bir yolculuktur...

Lêgerîn



***

KARIŞIK LİNKLER

www.bawermend.com



QESÎDE Û SÛRUD

Kîtaplar
Kur'an Meali

Peygamberîn hayatı

Kütübi Sitte

Kırk Hadis

Kıyametin alametleri

Risale-i Nur

Sohbetler




Ayet
Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O'nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır. (Rum/22)

Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır. (Hucurat/13)


Stêrkên Asumana









Beşdar
Şu ana kadar
9897634
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: 22.11.2006

  
Kürt sorunu ve Said-i Nursi'nin feraseti
   Türkiye toplumunda özellikle Türk ve Kürt dindarları arasındaki simge isimlerin başında Said Nursi’nin geldiği düşüncesindeyim. Said Nursi’nin birçok düşüncesi dinle araya mesafe koymuş insanlarda da  bir karşılık bulduğu şüphesizdir. Bu gün gelinen noktada Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’nin diğer birçok sorununu bu fikirlerden yararlanarak çözmek çok daha kolaydır. Said Nursi’nin başta Kürt sorunu olmak üzere diğer sorunlara yönelik görüşlerinin bugüne kadar sansürlenmiş olmasının bedelini gariban Kürt ve Türk gençleri hayatlarıyla ödedi ve yakın tarihe kadarda ödemeye devam etti. Bu gençler, neden egemenlerin bizleri ölüme yollamamıza engel olmadınız sorusunu sorduklarından galiba verebilecek makul bir cevabımız olmayacaktır.

Devamı...

Ortadoğu’daki şiddete karşı Ümmetin sorumluluğu
Son yıllarda Ortadoğu’yu ve İslam Alemi’ni  saran şiddet sarmalı Ramazan sonrası Hac bayramına hazırlanıldığı süreçte oldukça hızlandı. Arap dünyasıyla beraber güncel olarak Rojava ve Filistin’de çok şiddetli savaş çığırtkanlığı devam ediyor. Başta Rojava ve Irak’ta kendisini sözde ‘şeriat devleti’ olarak tanımlayan şiddet taraftarı çeteler, önüne gelen her şeyi yakıp yıkmakla hançerini İslam’ın bağrına yöneltmiş durumda. 
Din adına uygulanan ve meşru görülen bu şiddet eğilimine karşı en çarpıcı yön ise başta Allah Resulü Hz. Muhammed’in ve Kur’an-ı Kerim’in yaklaşımlarına tamamen zıt olmasıdır. Yüce İslam Dini ilk tebliğe başlarken yapmış olduğu toplumsal devrim ilk olarak insan yaşamını merkeze alır. Beraberinde zalimleri zulmünden vazgeçirmek ve mazlumlara haklarını teslim etmekle gelişmiştir. İslam’ın evrenselliğini temsil eden din ve ırk temelli değil, ‘’hukukta adil, kardeşçe eşitlik temelini’’ uygun görür. Hz. Peygamberin Medine’de inşa ettiği İslam toplumu bunun pratik örneğidir.
Devamı...

Risale-i Nur Külliyat'ının tek tek yazılış tarihleri
Ortalama 6 bin sayfayı bulan Risale-i Nur Külliyatını oluşturan eserlerin yazılış tarihleri merak konusu oluyor. Bu konudaki çalışmayı Doç. Dr. Niyazi Beki yaptı. İşte telif tarihleri:
ESKİ SAİD DÖNEMİ ESERLER
Eserin Adı / Telif Tarihi / İlk Baskı Tarihi
- Divan-ı Harb-i Örfî (1909/1911)
- Hutbe-i Şâmiye (1911/1911 Ar.)
- Devâü'l-Ye's (1911/1911)
- Münâzarat (1911/1911)
- Muhâkemât (1911/1911) Badıllı, bu eserin ilk baskı tarihini 1921 olarak vermiştir. (Bkz. Tarihçe, /280); Hâlbuki bende "Konstantiniyye Matbaa-i Ebuzziya, (Osmanlıca’dan Latince’ye tıpkı basımı gerçekleştirilmiş.) 1327/1911" tarihli Muhâkemât mevcuttur. Şahiner’de de elimizdeki bu eserin kilişesi mevcuttur. (Bkz. Şahiner, s. 117),
- Reçetetü'l-Avâm (1911/1912 Ar.)
- Reçetetü'l-Havass (Saykalü'l-İslâm) (1911/1912 Ar.)
- Nutuk- 1 (1908-1909/1912)
- Teşhîsü'l-İllet (1911/1912)
- İşârâtü'l-İ'câz fî Mazanni'l-Îcâz (1914-1916/1918)
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı (1919/1919)

Devamı...

Altıncı Risale Olan Altıncı Mesele
[Haremeyn-i Şerifeyn*e Vehhabilerin* tasallutuna dairdir.] ...
Aziz kardeşim, "Haremeyn-i Şerifeynin Vehhabilerin ellerine geçmesi ve onların eazım-ı İslâmın türbeleri hakkındaki tahripkârane hürmetsizliği ne hikmete mebnidir?" diye sual ediyorsunuz.

Elcevap: Şu hadise âlem-i İslâmın siyasetine ve hayat-ı içtimaiyesine taalluk ettiği için Yeni Said kafasıyla cevap veremiyorum. Çünkü şimdi daire-i nazarım başka ufuktadır. Fakat hiç kırmadığım ve daima faidesini gördüğüm mübarek hatırın için Eski Said kafasını muvakkaten başıma sıkılarak giyerek şu Altıncı Meseleyi dört muhtasar nüktelerle beyan edeceğiz.


Devamı...

Demokratik İslam Kongresi'nden Duyarlılık ve Barış Çağrısı

DİK, Rojava, Filistin ve  Irak’ta IŞİD’in saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Yüce Kitabımız bizzat din ve mezhep hürriyetini güvence altına almıştır. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmek düsturuyla beraber, en şerefli yaratılmış olan ‘insan’a karşı eşitliği ve adaleti temel alan dini değerlerimizin emridir” dedi.

Demokratik İslam Kongresi (DİK), yaptığı yazılı açıklamada, son yıllarda Ortadoğu’yu ve İslam alemini saran şiddet sarmalının Ramazan sonrası Hac bayramına hazırlanıldığı süreçte oldukça hızlandığına dikkat çekti.

Arap dünyası ile beraber güncel olarak Rojava ve Filistin’de çok şiddetli savaş çığırtkanlığının devam ettiğini de belirten DİK, “Başta Rojava ve Irak’ta kendisini sözde ‘şeriat devleti’ olarak tanımlayan şiddet taraftarı çeteler, önüne gelen her şeyi yakıp yıkmakla hançerini İslam’ın bağrına yöneltmiş durumda” dedi.

Din adına uygulanan ve meşru görülen bu şiddet eğilimine karşı en çarpıcı yönün ise başta Allah Resulü Hz. Muhammed’in ve Kur’an-ı Kerim’in yaklaşımlarına tamamen zıt olması olduğu ifade edilen DİK açıklamasında şunlara dikkat çekildi: “Yüce İslam dini ilk tebliğe başlarken yapmış olduğu toplumsal devrim ilk olarak insan yaşamını merkeze alır. Beraberinde zalimleri zulmünden vazgeçirmek ve mazlumlara haklarını teslim etmekle gelişmiştir. İslam’ın evrenselliğini temsil eden din ve ırk temelli değil, ‘hukukta adil, kardeşçe eşitlik temelini’ uygun görür. Hz. Peygamberin Medine’de inşa ettiği İslam toplumu bunun pratik örneğidir.


Devamı...

Rojava, İslam ve Kürtler
KFotoğraf: ROJAVA, İSLAM VE KÜRTLER
Kürtlerin İslam'la bir sorunları yok. Bilakis, İslam'ı bir tür yayılma aracı olarak kullanmış olanların tarih boyunca Kürtlerle sorunu olmuştur.
 
Tu dibêjî; “Ez âlimim 
Her cî ji we re lazim im!” 
Ka bi îlm û hîkmet Te çi çêkir bo millet? 

Âlimên milletên din Çêkirin tiştên mezin 
Wa telefon û radyon Wa balafir û kamyon 

Wa ye hêran wa ye top 
Wa ye tirêna bi lope lop 
Îro roja wana ye Ne roja erbana ye 

Gava dijmin bê ser te Hêran û top li hember te 
Erdê bibe wek dojê Tu nê çi bikî wê rojê 

Tu dê bibî gêj û şaş Feyde nake tizbî û şaş 
Ma tu tizbî bavêjî Hêrana ku ar dirêjî 

Yan tu şaşik bifirînî Pê balafir daxînî… 

(Ji helbesta ‘Ey Şêx’...) 

Diyorsun ki: ”Ben âlimim Her yerde size yararım!” 
Diğer milletlerin âlimleri Büyük şeyler yaptılar 

İşte telefon işte radyo 
İşte uçak işte kamyon 
İşte tank işte top İşte bir tren ki lop be lop 

Bugün onların günüdür Teflerin günü değil 
Düşman üzerine geldiğinde, Tank ve top önünde 

Şaşırıp aptallaşacaksın Ne tespihin ne de sarığın faydası olur 
Yoksa tespihini mi atacaksın Ateşler yağdıran tanka 

Ya da sarığını mı fırlatıp Uçakları düşüreceksin 
(‘Ey Şeyh!’ şiirinden) 

Bu dizelerin şairinin, sadece şiirin son mısrasındaki “Peyvên Şîro bixwîne Û heşê xwe bicvîne” sözlerinden, adının ‘Şîro’ olduğunu anlıyoruz. Şaire dair başka da bir bilgi bende yok. Esasında, şiiri 1970’lerin başında benimle paylaşan Zato da ancak bu kadar bilgiye sahipti.

Şiir, on yıllar boyunca ezberimde ve yakın dost meclislerindeki okumalarımda kaldı. Bugün bu sayfada paylaşmanın önemli bir sonucu, belki de başka yerde rastlayamadığım şairinin de ortaya çıkmasını sağlar.

Uzunca bir süredir, ‘yüreğimin kan damlayan yanından, Rojava’dan ‘El Kaide’nin bir kolu/alt/yan örgütü olan ‘El Nusra’ ile Rojava Kürtlerinin/devriminin/öncüleri arasında meydana gelen şiddetli çatışmaları, savaşları, kayıpları, ölümleri, yaralıları, tahribatları ve insanları diri yakmalara varan vahşetleri duyuyoruz, okuyoruz, görüyoruz. Bazı haberlerin doğru olmadığı bilgisi de bir süre sonra dolaşıma giriyor. Gerek ANHA’nın bir haberinde iddia edildiği üzere ölümlerin El Nusra bombalarından değil de Esad’ın helikopterlerinden geldiği yönündeki bilgi gerek 3 Kürt’ün diri diri yakıldığı haberinin gerçekte yer olarak Irak’ta, yıl olarak 2011’de ve hayatlarına İslama tümden aykırı ve en vahşi şekilde son verilen şahısların ‘eşcinsel’ler oldukları yönündeki bilgi gibi. 

Ancak bu ‘yalanlamalar’ Kürtlerin Cephe El Nusra tarafından saldırıya uğradığı, Kürt yerleşim yerlerinin bombalandığı, esir/rehin alındıkları ve sadece Kürt oldukları için, Rojava’nın sakinleri oldukları için öldürüldükleri gerçeğini değiştirmiyor. Elbette en kötüsü, bunun İslam adına, Müslümanlık adına yapılmasıdır. Şiddetin, terörün, çeteciliğin İslam kamuflajı altında gizlenmiş olmasıdır. 
Bu acımasız gerçek, neredeyse 100 yıl boyunca Kürtlerle sadece bir folklorik unsur olarak ilgilenmiş olan Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 450 Kürt’ün öldürüldüğü haberleri üzerine, “Evet, bu doğru, dün medyada, Suriye’nin kuzeyinde 100’den fazlasının çocuk olduğu 450 barışçıl Kürt’ün, aşiretlerindeki erkeklerin Cephetül Nusra’ya karşı savaştığı gerekçesiyle katledildiğine ilişkin haberleri görünce çok şaşırdık” dedi. Birleşmiş Milletler’in çifte standart uygulamaması gerektiğini ifade eden Lavrov, “BM Güvenlik Konseyi’nin hiçbir önkoşul olmadan terörizmi kınayacağını düşünüyorum” diyerek Güvenlik Konseyi’nin göreve çağrılmasına neden oldu.

Doğrusu Kürtler gibi İslamı çok yaygın ve çok derin bir şekilde yaşayan bir halktan İslam adına dünyada eylemler yapan, hatta Kürtlerden de katılımlarla militanlarını çoğaltan bir örgütün, bir hareketin Kürtlerden, Rojava’dan, kendi kendilerini yönetim çabalarından, özerkliklerinden, mücadelelerinden ne alıp veremediğini anlamak mümkün değil!

Kürtleri hedef alanlar, bilmezler mi ki Kürdistan’ın aynı zamanda en güçlü tarikatlar olan ‘Nakşibendi’ ve ‘Kadiri’ tarikatlarının doğduğu coğrafya olduğunu!
Bilmezler mi ki dünyanın en mağdur, en mazlum, en kalabalık devletsiz halkı olduklarını!
Özgürlükleri, dilleri, kültürleri, kimlikleri bu derece çalınmış bir Müslüman halktan ne isterler!
Eğer arkasında, Suriye politikasını bir tür kendi bataklığına çevirmiş olan Türkiye varsa bile, ne diye “Başka kapıya” demezler!

Bu harfleri, heceleri, sözcükleri, dilleri, şairleri, mısraları, avazları vurulmuş/zincirlenmiş, kitapları, kütüphaneleri yakılmış, coğrafyaları yakılmış yıkılmış, talan edilmiş, çocukları kimsesiz, yetim bırakılmış, şiirleri sahipsiz Kürt ve Kürt özgürlüğünün düşmanı olmalarına neden olan sebepler daha neler ola ki?!

Kürtlerin her zamankinden çok direndiklerini/direneceklerini söylemek ancak çıplak bir gerçeğe işaret etmek olur. Kürtlerin kendi kaderlerini yazmakta olduklarını görmeleri için daha ne gerekiyor? O Kürtler ki 100 yıl boyunca gerçekleştiremedikleri bir hayallerini, bir rüyalarını, bir ulusal hedeflerini, neredeyse hiçbir örgüt ve kişi dışarıda kalmayacak denli bir araya geldikleri/gelecekleri Kürt Ulusal Kongresi’ni/Konferansı’nı/Toplantısı’nı gerçekleştirmek üzereyken Afganistan, Bosna, Kafkasya haklısı-haksızına karışmış en kirli deneyimlerini Rojava’da konuşturmaya kalkmaları, olsa olsa Kürtleri daha çok birleştirmeye, tek ses, tek yürek olmaya yöneltir.

Kürtlerin İslam’la bir sorunları yok. Bilakis, İslam’ı bir tür yayılma aracı olarak kullanmış olanların tarih boyunca Kürtlerle sorunu olmuştur. Tam da bu nedenle Şîro, ‘Ey Şêx’te aşağıdaki gibi yazmıştır.

“Ey şexê şaşik sipî,/Xwedî erbane û tizbî./Ev bû çend sed sale li nav Kurdan/Tu bûyî jana zirav./Te Kurd koja hişt hestî,/Ew hestî jî şikestî/Xwîn û heşê me Kurdan/Te zûwa kir wek biryan./Ew milletê cafakêş/Te kir bê mêjî heş./Beri wî da erbane/Kirin wekî dîwane/Bi fen û yap û hîlan/Tevda te kir wek dîlan./Te go: Win dinya bedrin/Mal û jîn tev bi derdin./Werin tev tekyaxana/Rûnin li ser çokana/Destên xwe bidin ber hev/Bigrin çav û bigrin dev/Bigrin erbane û xişt/Ezê we bikim bi bihûşt/Dinya tewş û betale/Çi dikin dewlet û ale/Ezê dilê we yê tarî/Bi dia û bi zarî/Rohnî bikim weka find/Birêjime nûra rind/Bes ji tekyaxanara/Hûn bidin min zêr û pera/Lewra sofî û mêvan/Li wê bixwin nan û dan/Lêêê.. Ew jî lazim hûn bînin./Hemî tiştî bicivînin./Goşt û qelî mast û şîr/Çay û şekir hem penîr/Terî petêx û zebeş/Heta tînin gayê reş/Berx û kar û mirîşkan/Çêlek û gîsk û dîkan/Çi zekat û çi ew e/Bînin hemû tiştên we/Hima çi heye/Bînin hemî tiştên we/Hi ma we çi dî bînin/Em hemû tiştî distînin./Belê bi destên vala/Zînhar neyên va mala/Ev tekyaxana mezin/Çêkir kalê kalê min./Ji wê rojê ta îro/Hem bişev û hem biro/Kesên hediye neyne/Kalê min dixeyîdîne/Lê ku hediye bîne/Feyza mezin dibîne”

“Ey beyaz sarıklı Şeyh/Tef ve tespih sahibi/Bu kaç yüzyıldır Kürtler arasında/İnce bir acı oldun/Kürtleri sömürdün bıraktın bir tek kemik/O kemik de kırık/Biz Kürtlerin kan ve akıllarını kuruttun kaş gibi/O cefakeş milleti beyinsiz ve dimağsız bıraktın/Onlara öğrettin tefi/Divanelere çevirdin/Bir sürü hileyle/Hepsini döndürdün deliye/Dedin ki: Bırakın dünyayı/Mal ve yaşamı bırakın/Tekyehanelere gelin/Dizleriniz üzerine çömelin/Ellerinizi birleştirin/Kapatın gözlerinizi ve ağızlarınızı/Alın tefleri çubukları/Ben de sizi yapacağım cennetlik/Dünya boştur anlamsızdır/Ne yapacaksın bayrak ve devleti/Ben karanlık gönüllerinizi/Dualarla yalvarışlarla/Aydınlatacağım mum gibi/O güzel nurlardan dökeceğim/Yalnız tekyehaneler için/Yeter ki verin bana altın ve para/Sofiler misafirlerle yiyin için/Fakat... Getirmeniz gerekir/Her şeyi biriktirmeniz/Et kavurma yoğurt ve süt/Çay şeker ve de peynir/Üzüm kavun ve karpuz/Ta ki kara öküze/Koyun kuzu tavuk/İnek keçi ve horoz/Ne zekâtınız ve verecekleriniz varsa/Her şeyinizi getirin/Hemen ne görürseniz getirin/Biz her şeyi alırız/Fakat eli boş olarak/Sakın gelmeyin buraya/Bu koca tekyehaneyi/Yaptı dedemin dedesi/Hem gece hem de gündüz/Hediye getirmeyenler/Dedemi küstürürler/Fakat hediye getirenler ise/Büyük feyz alırlar”

Şimdi, Şîro’nun en az 40 yıl önce çözdüğü bir din-kültür-millet-gelişim-ilişki probleminin, bugün karanlık kaynaklı/yüzlü çetelerle, kirli/kanlı saldırılarla, nefret ve kinle Kürtlerin önüne çık(arıl)ması, kabul edilmez olduğu kadar, anlamsız, yersiz ve bir o kadar da sahtekârcadır. Öyle ya da böyle, elbette on yıllardır bütün parçalara kan ve can vermiş olan Rojava’ya sahip çıkarak, Kürtlerin ortaklaşarak ve muhtemelen Kürt Ulusal Kongresi’nin temel tutumu/bir ortak kararı olarak aşacaklarını öngörmek, sadece isabetli bir tahmin olacaktır.

Sedat YURTDAŞ / baweriürtlerin İslam'la bir sorunları yok. Bilakis, İslam'ı bir tür yayılma aracı olarak kullanmış olanların tarih boyunca Kürtlerle sorunu olmuştur.

Tu dibêjî; “Ez âlimim 
Her cî ji we re lazim im!” 
Ka bi îlm û hîkmet Te çi çêkir bo millet? 

Devamı...

Ortadoğu ve Medine Sözleşmesi
Okuyucu bildirdi: "

   Ben bu yazıma başlamadan önce dün sosyal medya da gördüğüm ve çok beğendiğim ve Ortadoğu, toplumun hastalığını bana göre en iyi şekilde hatırlatabilecek FRIEDRICHNIETZSCE; birkaç sözüyle giriş yapmak istiyorum ‘’ cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilirse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır.
   Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir.F.N söylediği gibi asıl sorunda binlerce yıllara dayanan bu topraklarda egemenlerin, devletlerin ve monarşik iktidarların Ortadoğu toplumu üzerindeki yaratıkları etki ve kaos günümüz şartları ile gözler önüne çıplaklığıyla sergileniyor.

"
Devamı...

Demokratik İslam Kongresi Mektubu (A.Ö)

Mumin kardeşlerim;
İslam’ın ana merkezlerinde büyük bir savrulmayı, ihanet ve isyanı yaşarken, “Kürdistan” ve “Demokratik” kavramlarını, eksik ve yanlış anlamada yol açabileceğinin bilincinde olarak yine de daha büyük yanlışları önlemek ve özdeki doğrulara yol açmak açısından kullanmaktan çekinmedim.
Özellikle islamın iki büyük merkezi olarak kendini günümüze de dayatan iktidarcı arabi, selefi akımlarla İrani şia akımların devletçilik bağlamında yol açtıkları büyük tahribatlara karşı mekan halk ve demokrasi merkezli kavramlarla mücadele bayrağı açmayı aynı dinin özündeki doğruya sadakatle  bağlı olmanın gereği saymaktayım. İki iktidarcı devletçi merkeze karşı demokratik ve mekan merkezli karşı çıkışların en büyük toplumcu ahlaki ve politik ifadesi olarak İslami yanıt aramayı bulmayı ve iradeleştirmeyi kongrenizin en temel görevi saymakta ve selamlamaktayım.


Devamı...

Münazarat’ın Kimliği

Münazarat kitabı, Said-i Nursî Hazretleri’nin “Eski Said” ismini verdiği döneme ait bir eserdir. Bu eser, İkinci Meşrutiyet’in (24 Temmuz 1908) ilanından sonra, Üstad’ın Kürdistan’a gidip Kürd aşiretleriyle yaptığı sorulu-cevaplı sohbet ve tartışmalarından doğmuştur. Yaklaşık 155 soru ve cevabı ihtiva etmektedir. Kürdçe olarak yapılan bu sohbet ve tartışmaların ana konuları, meşrutiyet, hürriyet, istibdad ve medresetu’z-zehra’dır.

Münazarat hakkında Üstad, “Hürriyet’in 3. senesinde aşairler(aşiretler) arasında ‘meşrutiyet-i meşruayı’ aşaire tam bildirmek ve kabul ettirmek için Ertuş aşairi içinde hususan Gewdan ve Mamxuran’a verdiği ders ve 1329’da Matbaa-i Ebû’z-Ziya’da tabedilen, 41 sene evvel tab’ edilmiş, fakat maatteessüf yirmi-otuz seneden beri arıyordum, bulamamıştım. Bu defa birisi bir nüsha bulup bana göndermiş.”(Emirdağ Lhk, c. II, s. 110) demektedir.


Devamı...

Demokratik İslam Kongresi SONUÇ BİLDİRGESİ

Demokratik İslam Kongresi adı altında toplanan bizler “Her kim bir insanı yaşatırsa bütün insanlığı yaşatmış gibi olur” (Maide/32) ayetinden hareketle barış için çalışanları, barış için mücadele edenleri Allah’ın selamı ile selamlıyoruz. Gittikçe yaygınlaşan şiddet sarmalı, bölünmüşlük ve çatışmanın İslam coğrafyasını kaosun içine sürüklediği açıktır. Oysa İslam, taşıdığı mesajla, adalet, barış ve insanlık adına söylenebilecek en son evrensel ilkeleri temsil etmektedir. Kalıcı ve kabul edilebilir bir barışın inşasında İslami ve insani duyarlılığı olan tüm toplumsal kesimlerin ne tür katkılar yapabileceği ve nasıl bir çalışma yöntemi geliştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelerde Medine Sözleşmesi referans olarak kabul edildi. Sözleşme’nin Medine’de yaşayan tüm toplumsal grupların müzakereler sonucunda hak ve hürriyetini yazılı garanti altına aldığı açıktır. Kongremiz günümüzde yaşanan sorunların çözümünde diyalog, müzakere, istişare ve anayasal düzenlemeler çerçevesinde Medine Sözleşmesi’ni model olarak önermektedir:

Devamı...

İslam ve demokrasi
“Ey iman edenler! Allah yolunda adım attığınız vakit, iyi anlayın, dinleyin, size barış selamı verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, “sen mümin değilsin” demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce sizde öyleydiniz. Allah size lütfetti de sizleri imanla tanıştırdı. Onun için iyice araştırın. Muhakkak Allah ne yaparsanız haberdardır” (4/94).
Din yeryüzünü ıslah etmeye çalışan Allah’ın halifesine kendisini adamıştır. Din, Allah’ın halifesine gösterdiği yol, salihat şuurlu aydınlanmalar, en ileri anlamlı yaşam özlemi ve sevgi içinde birlikte yaşamayı kolaylaştırma yasasıdır. Din insanların boyunduruğu altına girmeye karşı ödünsüzdür, heybetli, dimdik ve dosdoğrudur. İnsanlığın yaşamını huzur, mutluluk, barış ve kardeşlik ile kurmakta da kendisine gelen herkese git demeyecek kadar merhamet sahibidir. 
Devamı...

İslam, Barış ve Gençlik


Ortadoğu’da tarihsel algıyla oluşan siyasal gelişmelere paralel, karanlık dönemlerden çıkıp hak ve halk namına savaşmaya cesaret gösterecek kadar vefalı yürekler, elbette gelişen hızlı süreçle beraber inançlarıyla ve aynı mücadeleleriyle barışa koşacakladır. Elbette Peygamberlik misyonunun ve dinlerin tarih boyunca insanlar ve toplum üzerinde etkisi tartışılmaz bir gerçektir. Ancak din ve inancı kaba materyalist yaklaşımlarla değerlendirip din sosyolojisini eksik yorumlamak ne kadar yanlışsa, aynen öyle de dini ve inanç sistemlerini salt manevi değerler üzerine kurgulamak ve dinin sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik yönlerini görmezden gelmekte bir o kadar yanlıştır. Nitekim son ilahi din olan İslam’ın temel  kaynağı olarak Kur’an-ı Kerim, sadece ahirete davet değildir. Aynı zamanda yeryüzü için bir adalet ve barış projesidir. İslam’ın kelime anlamı barış olduğu gibi, en birinci uygulayıcısı ise Muhammed peygamberdir. Medine’den Medeniyete geçiş ise bunun en güzel örneğidir.  Temelde bu yaklaşımla günümüz insanı için inanç psikolojisi ve dinsel çözümleme hala güncelliğini koruyor. Tabi bu, yeni dünyada kaçınılmaz bazı neden-sonuç ilişkilerini beraberinde getiriyor.  Savaştan barışa geçiş bunun yansıması olacaktır.

Devamı...

Demokratik İslam Kongresi Çağrı Metni
Diyarbakır'da yapılması planlanan “Demokratik İslam Kongresi” çağrı metni açıkladı. Hazırlanan çağrı metni, üç dilde okundu.
Diyarbakır'de yapılması planlanan “Demokratik İslam Kongresiprogramı netleşti. 10-11 Mayıs 2014 tarihinde yapılacak olan kongre için oluşturulan 48 kişilik çağrıcı gurubu, programın içeriğine ilişkin Sümerpark Resepsiyason salonunda bir toplantı gerçekleştirildi. Aralarında aydın, yazar, akademisyen ve mellelerin bulunduğu toplantının açılış konuşmasını yapan Yazar Hüda Kaya, kongrenin önemine dikkat çekti.

Devamı...

Ortadoğu'da doğru bir İslamiyet ile adalet inşa etme zamanı gelmiştir
Demokratik Öğrenci Dernekleri Federasyonu (DÖDEF) ve Din Alimleri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (DİAYDER), Boğaziçi Üniversitesi Uçaksavar Kampüsü Garanti Kültür Merkezi'nde "Ortadoğu'da Barışında İslam ve Gençlik" konulu panel düzenledi. Panelde, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın önerdiği Demokratik İslam Kongresi'nin önemine dikkat çekilirken gençlerin düzenlenecek kongrede yapılması gerekenler üzerinde tartışmalar yürütüldü. Moderatörlüğünü yazar Sefa Mehmetoğlu'nun yaptığı panelde konuşmacılar arasında HDP MYK üyesi Ayhan Bilgen, ilahiyatçı yazar Yavuz Delal, DTK üyesi ve araştırmacı Süheyla İnal ve Risale-i Nur Derneği Başkanı Muhammed Salar yer aldı. Panel, DİAYDER üyesi Seyda Mehmet Emin Aslan'ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. 
Devamı...

Anadil ve Allah’ın sıfatları
Allah’ın sıfatları ve isimleri, aslında insan toplumları için ahlaki-siyasi, hukuki yol göstericidir. Bunlardan El Vehhab sıfatı anlam olarak ‘karşılık beklemeden veren’dir. Bu sıfat, öz itibariyle bütün insanların ve ümmetlerin yani toplulukların sahip oldukları “doğal hakların” Allah vergisi oldukları bu hakların hiçbir şekilde gasp edilemeyecekleri siyasi mücadelelerde pazarlık konusu yapılmayacaklarını ifade eder. İslam hukukuna göre bu haklar dört ana başlıkta toplanır: bir; yaşam hakkı, iki: özgürlük hakkı, üç: inanç ve fikir serbestliği hakkı ve dört: Kültürünü yaşama ve sürdürme hakkı. Buna göre hiçbir insan veya topluluk, yaşamını özgürce kendi inancı ve kültürüne göre yaşama hakkından mahrum bırakılamaz. Çünkü bu Allah tarafından karşılıksız olarak verilmiştir ve vehhab sıfatı bu hakları korumaya almıştır.
Devamı...



Diğer haberler

20.04.14
· Yer adlarının Türkleştirilmesi
01.02.14
· "Ey Gelê Kurdan" Makalesi Üzerine Söylemsel Analiz
24.01.14
· Bir ömrün değişmez prensibi: Müsbet hareket
15.01.14
· Kur'an'ın Dilinden Toplum Esasları
06.01.14
· İbadet ‘Rabbimize, Onun bildirdiği şekilde şükretmektir’
25.12.13
· Kürdistan İslam Şûrası
· Tefekkür ve Şefkatle Bakmak
19.12.13
· Üşüyen Gerçekler
· Bilgi Kaynağı Vahiy
13.12.13
· Namaz kılmayan cami
25.11.13
· Dindaşlarınızla ittifak ediniz, ihtilâfa düşmeyiniz
19.11.13
· Yeryüzünü İlimle Dolduran Müçtehid: İmam Şafiî
15.11.13
· Pir’e laik olmak (Seyid Rıza)
07.11.13
· Mazlumder Sertifikalı İnsan Hakları Okulu
03.11.13
· Medine Vesikası’nın şafağı
01.11.13
· Daimî olan bir Zât’ın zikrine devam eyle ki, devam bulasın
13.10.13
· BAYRAM VE ROJAVA
12.10.13
· Hac farizası ve Kurban Bayramı
07.10.13
· İslamiyet savaşı değil barışı esas alır
01.10.13
· Mersin'de 'İslam ve Barış' konuşulacak

Eski Haberler

  


Nivîskar
Mela Muhammed İnal
Vahşete Karşı Direnmek!...


Mele Hafız Ahmet Turhallı
Islamda Işçi Hakları Ve Soma Faciası...


Ayhan BİLGEN
Ortadoğu’da İslam Devletine çarpmak...


Mele Mesud Eryılmaz
İslam Ve Terör...


Mele M. Emin KILIÇ
Bilgi Edinme Yolları...


M. Nureddin Yekta
Barzani Ve Diyarbekir...


Mele Celalettin YÖYLER
İslam’da Kadının Toplumsal Yeri...


Yavuz Delal
“kürt Sorunu” Devrimi...


Süleyman Çevik (Misafir Yazar )
Hak Istemek Şeytan'a Uymak Mıdır?...


Muhammed Seruci
Topluma Rağmen Teşekkül Eden Yönetimler...


Salih Westanî
İslam İslam'dır! Ne Türk İslam, Ne De Kürt İslam...


Tüm Yazarlar

Bloklar dosyası
· Tüm Kategoriler
· 
· Makale
· Şiir

"Bizim düşmanımız;
cehalet,
zaruret,
 ihtilaftır
.

 Bu üç düşmana karşı
san'at,
marifet,
ittifak

silahıyla cihad edeceğiz.''

Bediüzzaman
Said-î Kurdî



Îro
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

Têkilî / İletişim
Adres: Avrupa İslami Hizmetler Birliği

Lakkegata 17, 0187 Oslo, Norway

Telefon:0047.22173050 ( Cami )



Namaz vakti
Şu an bu blokta bir sorun var.

Nûbihar

CUDİ KİTABEVİ

Bediüzzaman'ın Büyük Projesi

Facebook Sayfamız

Mêvan
Şu an sitede, 91 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Anket
Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?

Çok iyi
iyi
Normal
Kötü



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 1857
Yorum: 97






BU SİTE DİNİ KÜLTÜREL İÇERİKLİ OLUP, SİYASİ BİR NİTELİK TAŞIMAMAKTADIR!



  ***Sitemizdeki bilgileri dilediğiniz yerde kaynak belirtmek şartıyla yayınlayabilirsiniz***

Bookmark and Share 


PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.
Sayfa Üretimi: 0.18 Saniye